Nâziât Suresi
Those who drag forth (An-Naazi'aat)
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا
Söküp çıkaranlara, andolsun;
DİYANET VAKFI MEALİوَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًۭا
Yavaşça çekenlere,
DİYANET VAKFI MEALİوَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًۭا
Yüzdükçe yüzenlere,
DİYANET VAKFI MEALİفَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًۭا
Yarıştıkça yarışanlara,
DİYANET VAKFI MEALİفَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا
Derken iş düzenleyenlere.
DİYANET VAKFI MEALİيَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ
Birinci üflemenin (kainatı) sarstığı,
DİYANET VAKFI MEALİتَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ
Onu ikinci üflemenin takip ettiği gün,
DİYANET VAKFI MEALİقُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ
İşte o gün yürekler kaygıdan oynar,
DİYANET VAKFI MEALİأَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌۭ
Gözler yorgun düşer.
DİYANET VAKFI MEALİيَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ
Diyorlar ki, "Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz,
DİYANET VAKFI MEALİأَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ
(Hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
DİYANET VAKFI MEALİقَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ
"O zaman bu, ziyanlı bir dönüş olur" dediler.
DİYANET VAKFI MEALİفَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ
Bu dönüş, sadece bir seslenmeye bakar.
DİYANET VAKFI MEALİفَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
DİYANET VAKFI MEALİهَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
(Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?
DİYANET VAKFI MEALİإِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى
Kutsal vadi Tuva'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:
DİYANET VAKFI MEALİٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.
DİYANET VAKFI MEALİفَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ
De ki: Nasıl arınmağa gönlün var mı?
DİYANET VAKFI MEALİوَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ
Seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Böylece ondan korkarsın.
DİYANET VAKFI MEALİفَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ
Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
DİYANET VAKFI MEALİفَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
(O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.
DİYANET VAKFI MEALİثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ
Sonra (inkar için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.
DİYANET VAKFI MEALİفَحَشَرَ فَنَادَىٰ
Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:
DİYANET VAKFI MEALİفَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ
Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.
DİYANET VAKFI MEALİفَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ
Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
DİYANET VAKFI MEALİإِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ
Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
DİYANET VAKFI MEALİءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا
Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti,
DİYANET VAKFI MEALİرَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا
Onu yükseltti, düzene koydu,
DİYANET VAKFI MEALİوَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا
Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.
DİYANET VAKFI MEALİوَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ
Ondan sonra da yerküreyi döşedi,
DİYANET VAKFI MEALİأَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا
Yerden suyunu ve otlağını çıkardı,
DİYANET VAKFI MEALİوَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا
Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
DİYANET VAKFI MEALİمَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere.
DİYANET VAKFI MEALİفَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ
Her şeyi alt üst eden o büyük felaket geldiği vakit,
DİYANET VAKFI MEALİيَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ
İnsanın yapıp ettiklerini hatırlayacağı gün,
DİYANET VAKFI MEALİوَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ
Ve görene cehennem açık bir şekilde gösterilmiştir.
DİYANET VAKFI MEALİفَأَمَّا مَن طَغَىٰ
Artık kim azmışsa,
DİYANET VAKFI MEALİوَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
Ve dünya hayatını ahirete tercih etmişse,
DİYANET VAKFI MEALİفَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
Şüphesiz cehennem(onun için) tek barınaktır.
DİYANET VAKFI MEALİوَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ
Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırmış kimse için,
DİYANET VAKFI MEALİفَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
Şüphesiz cennet(onun) yegane barınağıdır.
DİYANET VAKFI MEALİيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا
Sana kıyameti sorarlar: Gelip çatması ne zamandır? (derler.)
DİYANET VAKFI MEALİفِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ
Sen onu nereden bilip bildireceksin!
DİYANET VAKFI MEALİإِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ
Onun nihai ilmi yalnız Rabbine aittir.
DİYANET VAKFI MEALİإِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا
Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.
DİYANET VAKFI MEALİكَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا
Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.
DİYANET VAKFI MEALİ